Yarı Final Haftası: New York'ta Atmosfer Nasıl?
SporBeyler, durum ciddi. New York şu an bildiğiniz başka bir gezegene dönüşmüş durumda.
Times Meydanı'nı gözünüzün önüne getirin. Şimdi orayı Brezilyalı, Arjantinli, Alman, İspanyol ve İngiliz taraftarlarla doldurun. Herkes bayrağına sarılmış, sokaklarda şarkı söylüyor, dans ediyor. NYPD (New York Polis Departmanı) her köşede nöbette ama ortamda en ufak bir gerginlik, kavga gürültü yok. Herkes sadece anın tadını çıkarıyor, tam bir festival vibe (festival havası) hakim.
Bizim milli takım elendiğinde hepimizin içi cız etti, yalan yok. Ama "olsun abi, Dünya Kupası yarı finali bu, 4 senede bir ayağına gelir" dedim ve bastım gittim New York’a. Kaçırır mıyım tek bir anını? Kaçırmam.
Sokakların Ritmi Değişti
Midtown Manhattan’da yürürken her köşe başında farklı bir ülkenin taraftar grubuna çarpıyorsunuz. Brezilyalılar toplanmış 5. Cadde’de çatır çatır samba yapıyor. Almanlar çoktan Biergarten (Bira bahçesi) konseptli mekanları kapatmış, dev bardaklarla takılıyor. Arjantinliler Washington Square Park’ı resmen mesken tutmuş, İngilizler ise buldukları her İrlanda pub'ını tıka basa doldurmuş durumda.
İşin en güzel yanı ne biliyor musunuz? Bizim Türk taraftarlar da oradaydı. Elendik diye eve kapanacak halimiz yok ya, "olsun, Dünya Kupası bu coşku kaçmaz" diyen bizim Ahmet ve Zeynep'i kaptığım gibi SoHo’da toplandık. Maçları dev ekranlardan hep beraber izliyoruz.
Polisler bile normaldeki o sert hallerinden sıyrılmışlar. İnanılmaz güler yüzlü davranıyorlar, turistlerle fotoğraf çektiriyorlar. Gözümün önünde bir NYPD memuru, Arjantinli taraftarın verdiği bayrağı omzuna alıp poz verdi abi, şaka gibi ama gerçek.
Barlarda Cüzdan Bırakma Rehberi
New York’taki spor barları yarı final haftası boyunca sabahın 8'inde dolmaya başlıyor. Maç saatleri buranın zaman dilimine göre öğlen ve akşamüstüne denk geldiği için barlar gün boyu tam kapasite çalışıyor. Bizim Mehmet’le bir mekana girmeye çalıştık, kapıdaki görevli direkt Cover charge (Giriş ücreti) olarak kişi başı $50 (yaklaşık 2.250 TL) istedi. Dedim "dur abi, ne yapıyoruz?"
Eğer buralara yolunuz düşerse aklınızda bulunması gereken birkaç mekan bırakayım:
- The Flying Puck (Midtown): 300 kişilik devasa bir yer, içeride en az 20 tane dev ekran var. Avrupalı taraftarların ana merkezi burası olmuş.
- Legends (Midtown): 58. Cadde’de yer alıyor. Biraz daha lüks, biraz daha pahalı ama atmosferi gerçekten çok iyi.
- Smithfield Hall (Flatiron): Tam bir İngiliz pub'ı. İyi bira, iyi futbol muhabbeti arayanlar buraya akıyor.
- Football Factory (Madison Square Garden yanı): Burası tam anlamıyla futbol fanatiklerinin mabedi. Her maç öncesi iğne atsan yere düşmez.
Gelelim en can yakan kısma: Fiyatlar. Abi, New York zaten ucuz bir şehir değil ama turnuva dönemi iyice çıldırmışlar. Sıradan bir bira fiyatı $8 ile $12 (yaklaşık 360 TL - 540 TL) arasında değişiyor. Kokteyl içeyim derseniz $15'dan başlayıp $20'a (yaklaşık 675 TL - 900 TL) kadar yolu var. Ama insanlardaki o hype (coşku) öyle bir seviyedeki, kimse fiyatlara bakmıyor, herkes maça ve eğlenceye odaklanmış durumda.
MetLife Stadyumu'nda Mahşer Yeri
Yarı finallerden biri New Jersey’deki o devasa MetLife Stadyumu'nda oynandı. Stadyuma giden trenler, otobüsler daha yoldayken dolup taşıyordu. İçeride tam 82,000 kişi vardı abi. Böyel bir atmosferi hayatınızda çok nadir görürsünüz, stadyum resmen ikiye bölünmüştü.
DURUM TESPİTİ: Turnuva dönemi Amerika'da toplu taşıma kullanacaksanız iki kat erken yola çıkın. Trafik ve kalabalık yüzünden rush hour (yoğun saatler) tam bir işkenceye dönüşüyor.
Brezilya - Arjantin yarı finalini canlı izlemek ise bambaşka bir seviyeydi. Stadyumun yarısı sapsarı, diğer yarısı mavi-beyaz. Sahadaki rekabet tribüne öyle bir yansıyordu ki nefesimizi tuttuk. Maç 2-2 bitti, Brezilya penaltılarla finale uzandı. Maç biter bitmez Brezilyalıların Newark sokaklarında sabaha kadar yaptığı kutlamaları görmeniz lazımdı, adamlar karnavalı direkt New Jersey'e taşımış.
Futbol Aslında Bambaşka Bir Şey Abi
Bu turnuvada bir kez daha anladım ki futbol sadece 22 adamın top peşinde koşması değil. Dünyanın en güzel birleştirici gücü. Barda yan yana oturduğum Arjantinli bir abiyle laflıyoruz, bana döndü "Türkiye'yi çok severiz, 2002'de Dünya Kupası'nda bizimle oynamıştınız, ne maçtı ama!" dedi. Brezilyalı bir kız arkamdan duyup "Ben Türk yemeklerine bayılırım bu arada!" diye lafa girdi. Yan masadaki Alman çift ise muhabbetimize yükselip bize bira ısmarladı.
Siyasetmiş, dilmiş, dinmiş, ırkmış... 90 dakikalığına hepsi tamamen unutuluyor abi. Herkes sadece oyundan keyif alıyor, herkes kardeş gibi sarılıyor birbirine.
🚨 KRİTİK UYARI: DÜNYA KUPASI DÖNEMİNDE BÖLGEDEKİ OTELLER VE AIRBNB İLANLARI FİYATLARINI %50 İLE %100 ARASINDA ARTTIRDI. REZERVASYONUNUZU AYLAR ÖNCESİNDEN YAPMADIYSANIZ, GECELİK $150 OLAN SIRADAN BİR ODAYA $300 (YAKLAŞIK 13.500 TL) VERMEK ZORUNDA KALIRSINIZ. CÜZDANI SOKAĞA ATMAYIN, PLANLI HAREKET EDİN!
Merak Edenler İçin Kısa Kısa
Yarı final haftasında New York'ta olmak nasıldı? Tarif etmesi gerçekten zor. Şehir zaten normalde de hiç uyumaz ama Dünya Kupası döneminde iyice çıldırdı, 24 saat yaşayan tam bir festival alanına döndü.
Bizim milli takım yokken gitmeye değer miydi? Kesinlikle değerdi. Dünya Kupası atmosferini yerinde yaşamak için illa kendi ülkenizin sahada olması şart değil. Eğer gerçek bir futbolseverseniz, bu coşkuyu Manhattan sokaklarında tatmak ömürlük bir deneyim.
Final haftası geldi çattı, MetLife stadyumu için biletler çoktan sold out (tüm biletlerin tükenmesi) oldu ama ben bir şekilde biletimi ayarladım. O final maçı ve sonrasındaki çılgınlıklar da bambaşka bir yazının konusu olacak.
Hadi eyvallah, kendinize iyi bakın!